Diren – Sufragette filmi Urla’da

Kadınların oy hakkı mücadelesinin anlatıldığı Diren – Sufragette filmi 7 Aralık Çarşamba günü Hakan Çeken Kültür Merkezi’nde gösterilecek.

diren-sufrajetKadınları destekleyen ve kadın gücünün öne çıkmasını amaç edinen çalışmalar yürüten Urla Belediyesi, Urlalı kadınları bu kez 1912’lerin İngiltere’sine götürüyor.

Kadınların oy kullanma hakkı için verdikleri mücadeleyi ilk kez beyaz perdeye aktaran Diren – Sufragette filmi 7 Aralık Çarşamba günü saat 15:00’te Hakan Çeken Kültür Merkezi’nde gösterilecek.

2015 yılında yapılan film, 2016 yılının başında vizyona girdi. Sarah Gavron’un yönetmen koltuğuna oturduğu filmin ana karakterlerine Carey Mulligan , Helena Bonham Carter , Meryl Streep , Ben Whishaw  ve Brendan Gleeson hayat vermiş.

1912 yılının İngiltere’sinde geçen film çocukluk yıllarından beri çamaşırcı olarak çalışan Maud Watts’ın üzerinden kadınların oy kullanabilmek gibi en temel vatandaşlık hakkını elde edebilmek için dahi verdikleri çetin mücadeleyi anlatıyor. Watts’ın kendi eşi ve toplumda karşılaştığı tepkiler, yaşadığı çelişkilere rağmen kadınlarla bir araya tarihe geçen bir değişime attığı imza beyaz perdeye yansıtılıyor.

Filme ilişkin Büşra Şavlı’nın yazdığı eleştiriyi BURAYI TIKLAYARAK okuyabilirsiniz.

Diren Süfrajet filminin fragmanı:

Süfrajetler kimdir?

20. yüzyılın başlarında Birleşik Krallık ve ABD’de pasif direniş, kamu toplantılarını bölme, açlık grevi yapma gibi yollarla kadınların seçme ve seçilme hakkını savunan radikal kadın hakları savunucularına süfrajetler denmiştir.

Vikipedi‘de hareketin tarihi şöyle anlatılıyor; Süfrajetler Birleşik Krallık’da bulaşıcı hastalıklar yasası olan Contagious Diseases Acts’ın karşıtlarından meydana gelmiştir. 1903 yılında Emmeline Pankhurst Birleşik Krallık’da radikal kadın hareketi olan, ilerleyen yıllarda ise protestolar ve açlık grevleriyle dikkat çeken Kadınların Sosyal ve Politik Birliği’ni (Women’s Social and Political Union/ WSPU) kurmuştur. Kızı Christabel Pankhurst Birleşik Krallık’da kadınların seçme ve seçilme hakkı için savaşan önder süfrajetlerden biri olmuştur. Süfrajetlerin yıktığı diğer bir tabu ise açıkça kamu alanında sigara kullanmalarıdır. O dönemde kamu alanında sigara kullanmak, sadece erkeklere verilen bir imtiyazdı ve kadınlara bu isteklerinin haksız olduğu kabul ettirilmeye çalışılıyordu. 1910 yılında amacı kadın haklarının genişletilmesi olan yasa tasarısının düşmesinden sonra vitrinler taşa tutulmuş, yangın çıkarılmış, kamusal binalara -bunlar arasında İngiltere’nin en önemli manastırı olan Westminster Abbey de bulunmaktadır- bombalı saldırılar düzenlemişlerdir. 1913’te Emily Davison protesto amacıyla kendini, düzenlenen bir at yarışında Birleşik Krallık Hükümdarı V. George’un atının önüne atmış ve birkaç gün sonra da ölmüştür. I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Birleşik Krallık’da kadınların oy hakkı kampanyaları geçici olarak durmuştur.

Alice Paul ve Lucy Burns Amerika Birleşik Devletleri’nde “Kral Wilson” unvanı verilen Amerika başkanı Woodrow Wilson’a karşı bir dizi protesto hareketi yürütmüştür. 1916 Haziran ayında Alice Paul tarafından kurulan Ulusal Kadınlar Partisi’nin (National Woman’s Party/NWP) birçok üyesi 1917 -1919 yılları arasında tutuklanmıştır.

Savaş sonucu oluşan işçi eksikliği, hem ABD`de hem de Birleşik Krallık’da kadınların kamusal hayattaki birçok alanda olan varlığını güçlendirmiştir. Bunun sonucu olarak da kadınların seçme ve seçilme hakkının kabulü gerçekleşmiştir.

1919 ve 1920 yıllarında ABD’de (ABD Anayasası 19. Ek Madde) ve 2. Temmuz 1928’den itibaren Birleşik Krallık’da kadınların seçme ve seçilme hakkının değiştirilmesiyle kadın hareketleri amacına ulaşmıştır.

Bir Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: